AllahinCezasi
o kadar yalnızım ki.. şu ''sevgilim yok yalnız hissediyorum''culardan değil ciddi manada olanlardan. geçmişte, şimdiki yaşadıklarımdan haberim olmadığı için o zamanlar üzüldüğüm şeylerin en büyük acılar olduğunu, bir daha hiçbir şeyin beni öyle üzemeyeceğini düşünürdüm. halbuki onlar başkalarının batırdığı ufak ignelermiş, simdikiler harakiri... beni biraz sevin çünkü çok ihtiyacım var ve sevgiye ihtiyaç duyan herkese gelsin; sizi seviyorum.
muhafazakar badboy
geçen arkadaşın evindeydim baya kafamız güzeldi sonra arkadaş bira almak için evden çıktı ,evde ben ve arkadaşın kedisi başbaşa kaldık .kedi meeüüüvv meeeüvvv diye garip garip garip sesler çıkarmaya ve bana dik dik bakmaya başladı .anlamıştım kedinin niyeti kötüydü ,zaten kedilerden korkan ben koltuğun kenarına sinip yastığı kendime siper ettim ve tamda tahmin ettiğim gibi kedi meeeeeüüüüüüüüv diye üzerime atladı ve hayvan yastığa yapıştı .çevik bi hareketle yastığı mutfağa doğru fırlattım ve kedi buz dolabının arkasına düştü hemen apar topar evden çıktım, anahtarı almadıgım için dışarıda beklemek zorunda kaldım sonra arkadaş geldi .olayı anatınca güldü ve kedisinin çiftleşme döneminde olduğunu söyledi ve akabinde hayvanın mastürbsyona ihtiyacı oldugunu söyledi ve biz biralarımızı içerken arkadaş kediye eliyle mastürbasyon yaptı .
1049
gece gece aklıma nereden geldi bilmiyorum ama tam uykuya dalmak üzereyken uykumu kaçırdığı kesin.
yıllar öncesinde başımdan geçen ve belki de dünyanın en absürt olaylarından birisi sayılabilecek bir olayı sizlere itiraf etmek istiyorum.
senenin 2006 olması lazım. yıllarla ilgili konularda hafızam zayıftır o yüzden tam net ifade edemeyeceğim ama mümkün mertebe 2006 olması lazım. mevsim sonbahardan kışa geçiyordu. nerden hatırlıyorum derseniz eğer, tüm olayın başlangıcının bir mont olduğunu anımsıyorum.
o dönemde mevcut olan kız arkadaşımla kavga etmiştim. bir arkadaşımla dertleşmek için sürekli takıldığımız bi parka doğru ilerledim. marketten sigara bira vs aldım ve arkadaşı bekliyorum.
mesaj geldi aşağı yukarı 10 dakika sonra. ben gelemiyorum dedi arkadaş.
İyi dedim açtım biramı, yaktım sigaramı. nokia marka 6600 telefonum vardı. bilenler bilir. çıktığı günden itibaren 3-4 sene boyunca rakipsiz gibi bir şeydi. telefondan bir müzik açtım. o anda ne dinlediğim konusunda en ufak bir fikrim yok şu an. ancak müzik zevkimi düşününce muhtemelen zevksiz bir şarkıydı diye tahmin ediyorum.
aradan 20-30 dakika geçti geçmedi ki parka bi kız geldi. benimle yaşıt esmer hoş biri. yanına oturabilir miyim dedi. evet anlamında yana kaydım. o esnada müzik hala çalıyor kulaklığımda. İkinci birayı da açmışım falan.
mevsim geçişi demiştim yukarıda bir yerde. oraya hızlı bir dokunuş yapıp ara vereyim olayın gidişatına. quicksilver marka bir mont almıştım o sene. İçi böyle nasıl diyim kürklü gibi ama kaba saba değil. bayağı zarif, şık ve hafif ama en soğuk kış gecesinde giysen terlersin öyle diyeyim.
hava serince esiyordu ama ben utanmasam terleyeceğim. kafamı çevirdim kıza baktım üşüyor gibiydi. çıkardım montu verdim. İlk etapta geri çevirdiyse de ısrarıma dayanamayıp teşekkür ederek sırtına almayı kabul etti.
aramızda gram muhabbet yok tabi bu arada. bankta yan yana oturduğumuz ilk andan beri en fazla 3-5 cümle kuruldu. bunun içerisinde oturabilir miyim ve teşekkür ederim cümleleri de dahil.
filmin koptuğu nokta burada bi yerde başlıyor. kızın üşümesi büyük oranda geçti ve bu mont bayağı sıcak tutuyormuş diyerek anlamsız bir şekilde yanıtladı beni. aslında ben bi şey dememiştim. diyaloglar bile absürt bir hal alıyor.
o sıralar kızın bir arkadaşı denk geldi. ayaküstü konuştular derken arkadaşı uzaklaştı. kız da kalkar gider diye düşünüyordum ama olmadı. oturmaya devam etti.
aynı anda ben de telefonumu kurcalayıp bi yandan da müzik dinlemeye devam ediyorum. tüm olup bitene kayıtsızım yani. neden sonra telefon bakabilir miyim 6600 mı o? sesiyle irkildim. tabii dedim. uzattım telefonu. menüye göz attı. güzelmiş dedi. müzik oynatıcıyı açtı derken bu şarkıyı çok severim dedi. sol kulaklığı uzattım dinlemesi için.
üşümüyorsun değil mi? diye sordu. hayır dedim. üşümüyorum. yalan yok harbiden de üşümüyordum. oysa üşüsem bile üşüyorum der miydim? o an bunları düşünecek vaktim olduğunu zannetmiyorum.
İşte tam bu anda üşümüşsündür diyip iyice sokuldu. kafamı çevirmemle dudak dudağa gelmemiz bir oldu. belki çok çok iki santim mesafe kalmıştır. İnanın bilinçli yapmaya kalksan öyle bir an denk gelmez. İlk defa göz göze geldiğimiz andı sanırım. sonra sıcak nefesini yüzümde hissettim ve tam o an öpüşmeye başladık.
samimi söylüyorum ömrümde böyle öpüşmemişimdir. hani banktaymışız, parktaymışız falan gram umrumda değildi. İlk defa böylesine bir şekilde aklım başımdan gitmişti. belki alkolün etkisidir kim bilir.
neyse buraya erotik hikaye anlatmaya gelmedim. sonrasında baş başa kalabileceğimiz bir yere gidip oradan da evlere dağıldık. ayrılmadan hemen önce son kez dudağımdan öpüp tanıştığıma memnun oldum diyerek uzaklaştı.
adını bile bilmediğim bu kızla bu olaydan iki yıl sonrasında tesadüfi denk geldik. kısa bir göz temasıyla gülümseyip uzaklaştık.
tabi ben o 2 yıllık süreçte bira ya da sigara ekstradan katkı maddesi olabileceğini veya şizofren olabileceğimi düşündüm. sonuçta nereden bakarsan bak oldukça spontane ve saçmasapan gelişen bi olay örgüsü vardı. 2 yılın sonunda ancak idrak edebildim olayın gerçekliğini.
Nyks🌙
bu açık öğretim kitaplarının ücretsiz olduğunu niye kimse söylemedi lan shshshsh
muhafazakar badboy
kadınlar sakallarımın yumuşacık olduğunu söylüyor cunku sakallarımı clear la yıkıyorum
muhafazakar badboy
kız arkadaşım sürekli bebek gibi konuşuyor bilerekmi yapıyor anlamıyorum sevimli olduğunu düşünüyor galiba
düzgün konuş desem bozulurmu ki
Zeynep
hayır şu anda neden instagramda 1550 tane paü itiraf sayfası olduğunu sorguluyorum 😌😪😪 nedeeenn...
mavibalon
bir zaman sonra değişiyormuş insan. takmıyormuş, hissetmiyormuş. İnsanlıktan çıkma halidir belki de. kendini araması gereken yerden daha da uzaklaşıyormuş. serap misaliymişim gözümde, hiçbir şeyim gerçek değilmiş gibi. İçimde sürünüyorum öylece. eşiğe yaklaştım galiba. eşiğe çok yaklaştım. geride bırakacağım şeyin çocukluğum, masumluğum olduğunu gördükçe yıkılıyorum ama boğazıma birisi zamanı ip gibi takmış da zorla çekiyor gibiyim. eşiği geçmezsem ölürüm. ölmemek için yürüyorum. ardıma bakıyorum, bi elvada çekiyorum eski bana, umarım göreceğim şey bu sefer gerçek bendir.
Zeynep
burda şaiirin demek istediği şey ; hayatta yaşadığımız -kendimizce- her kötü şeyin aslında daha kötüsünü yaşayanların olduğunu aklımızdan çıkarmamamız... tşk💁

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)