alyazmali
aslında bu yazacaklarımı twitterdan yazacaktım ama söylediklerim çarpıtılabilir diye linç yememek ve içimi yine bu duvara dökmeye karar verdim.

bir sürü çocuk hastam var tedaviye gelen. çeşit çeşit hastalıklar, değişik anne babalar, çok farklı psikolojiler
bir çocuğum var 7 yaşında 1.sınıfa gidiyor. tekerlekli sandalyeye bağımlı şu saatten sonra yürümeside imkansız demem ama çok çok zor. bacakları onu taşıyamayacak kadar zayıf ve artık eklemleri yürümeye uygun formda değil. ban diyor ki "ne istiyorum biliyor musun abla, yürümek istiyorum bide bisiklete binmek istiyorum, zaten onun için geliyorum buraya çok çalışıcam yürücem bunları yürümem için yapıyoruz biliyorum" diyor ve ben onun gözünün içine bakarak ama ümit verecek hiçbir kelime söylemeden ama onu üzmeden onu destekliyorum. "ne kadar güçlü bir çocuk olduğunu göster bana hadi, daha güçlü it bakalım elimi :(

diğeri daha fena, dmd dediğimiz, kalıtsal ilerleyici bir kas hastası, yani zaman geçtikçe diyafram dahil hiçbir kasını kullanamaz hale gelecek ve nihai son maksimum 20 li yaşlarda ölüm:(kitap bilgisi bu ama 30 lu yaşlarda 2 dmd hastam daha var
bu bahsettiğim henüz 9 yaşında, ilk tanıştığımda hala yürüyordu, artık yürümeyi bıraktı tekerlekli sandalyede. geçen ay şu japonlar ilacı üretsede iyileşsem diyordu, annesi öyle demiş herhalde
ama bu ay "ben zaman öleceğimi biliyorum" dedi önce, allahtan başka kimse bilemez ölümü dedim ne diyim
sonra da 30 yaşındakiler yaşlı olur demi 30 yaşında ölebilirm dedi
okula gidiyor ama okumayı bilmiyordu, hep düşünüyordum nasıl öğrenemedi acaba diye, cevabını buldum galiba belki de başına geleceği daha geç öğrensin diye engel oldular öğrenmesine:(

ve düşünüyorum bu çocuklar ve bunlar gibi niceleri birçok acılar çekerken tanrı, allah, yaratıcı nerede? İnanç sahibi zannediyordum kendimi, bu sorunun cevabını bulamıyorum.bu bir sınav olamaz bir bebek doğumunda bu yana sınava mı tabidir hani onlar günahsızdı

Yorumlar

Nyks🌙
çok hassas bir konu ve işin içinde sağlık ve bebek-çocuklar olunca dayanamıyorum ben...
sadece bebeğin değil ailesinin imtihanı gibi düşün bunu
ama bebek neden acı çekiyor denebilir bu sefer de.
dünyaya gelip acı çekmeyen kimse maalesef ki yok. ve bu dünya gelip geçici bir yer olduğu için asıl ödülleri öbür tarafta alacağımız söyleniyor.
mesela olaya şöyle de bakılabilir 'suçu günahı mı var -hayvan veya çocuk- neden bunlar başına geldi? aslında hepimizin imtihanı ne kadar destek olabiliyoruz. dini bakış açısını da bırakalım kenara, biraz insanlık barındırıyorsak görmezden gelmememiz gerekiyor. hani bir söz var 'olması gereken şeylerin adını iyilik yapmak koymuşlar' bu kadar acı ve merhametsizlige rağmen dünya hala nasıl dönüyor şaşırıyorum
Nyks🌙
allah niye buna engel olmuyor, niye bunları çektiriyor diye düşündüğüm zamanlar olmuştu. alanınıza çok hakim değilim, sen daha iyi bilirsin kalıtsal mevzuları. kimse sağlıksız olmak istemez veya sağlıksız evladı olsun da istemez. kötü gibi görünen şeyler bir süre sonra bizim iyi oluşumuza katkıda bulunabiliyor. hiçbir zorluk mukafatsiz değildir. ben çok dini konuşmalar yapmayı seven biri değilim pek bilgili de görmem kendimi lakin buraya benden çok giren var mı orası da muamma o yüzden okuyup geçmek istemedim. bu tarz hastalıklar kişinin cennete giriş anahtarı oluyor diye duymuştum. keza ailesi için de öyle. şu an çok üzülüyordur mesela bir çocuk bisiklete binmek, yürümek istiyor hayale bak hüngür hüngür ağlarım ben. umutsuzluğa kapılmaz, çabalamaktan vazgeçmez umarım.. bilimsel gerçekliklerin yanında mucizelere de inanmak istiyorum
Nyks🌙
kalıtsal yazmışsın, gözden kaçırmışım okurken. hani olacak şeyin önüne bir yere kadar geçilir ama anne baba adaylarının kalıtsal olarak hangi hastalıkları taşıdığı bilinebilir, risk oranına göre çocuk sahibi olmaya karar verilse daha iyi olur diye düşünüyorum (ne kadar mümkün bilmiyorum) 🙄 her şeyi allahtan beklemeyip kişinin de bir şeyler yapması gerek düşüncesi altında söyledim bunu...
Alfhonso
ah be... büyük güç sabır istiyor. ailesi için de kendisi için de. tabi senin için de aynı şekilde. çocuklar olunca iş değişiyor :s dünyada tüm savaşlarda, salgın hastalıklarda, her dönemin en çok zarar görenleri çocuklar oluyor... bugün verdiğimiz kararlar ile dünyanın ve toplumun geleceğine yön verirken aslında çocukların geleceğini de etkiliyoruz. dünyaya getirdiğimiz çocuklara yeterince adil ve temiz bir dünya bırakamıyoruz. sadece daha fazla para sahibi olmaları ve daha iyi bir eğitim almaları için mücadele edebiliyoruz. sağlıkları için ise hiç bir şey yapamıyoruz. onlar en zayıf varlıklar. ve savunmasızlar. kalıtsal hastalıkların bir bölümü bildiğim kadarıyla evlilik öncesi eş adayları arasında yapılan testlerde de ortaya çıkıyor, hamilelik sürecinde de. ama yine üzücü :( yarınlar çocuklarımız için daha da zor geçecek. allah savunmasız yavruların yardımcısı olsun demekten başka bir şey diyemiyorum... en yakın arkadaşımın, kardeş gibi beşikten bugüne 30 senedir birlikte büyüdüğüm arkadaşımın kızı vefat etti 2 sene önce. hem de hiç bir sağlık problemi olmadan. gece uyudu, sabah uyanamadı yavrum. annesinin babasının dedesinin yakınlarının yaşadığı acıyı gördüm, onları güçlü tutmak için mücadele etmeye çalışırken aslında boşuna uğraştık. biz bir yanda yıkıldık. onlar hala kendilerine gelemediler. aileler için de zor, yavrular için de... allah sabır güç sağlık versin, sana da aynı şekilde..
1049
var oluşunu bir manaya bağlamak isteyen, sırf idrak edebilme ve fikir edinebilme yeteneği geliştirdiği için buna bir kutsallık yükleyen insanoğlu geçmişe gitmeye başladı. "beni kim yarattı? babam. babamı kim yarattı? dedem ..." bitmek bilmeyen bu kısır döngüyü sonlandırmak ve kendisine kutsallık kazandırmak adına tanrılar hikayeleştirdi. beni güneş yapmış olabilir dedi veyahut da yıldızlar... gerçekte neye benzediğini bilmediği bu uzak tanrılar pek de samimi gelmedi. biri sürekli gündüz vakti vardı, diğerleri hep gece. birden fazla o zaman bunlar dedi. kendilerinden pay çıkardılar. sonra içlerinden biri daha fazla düşündü ve tanrıları insan formuna sokan hikayeler anlatmaya başladı. oldukça zengin bir hayal gücü ve sınırsız fanteziler beraberinde tufanları, ölüleri dirilten insanları, denizi ikiye bölenleri yarattı.

bütün bunların hepsi öldüğümde yaşamım son bulacak endişesi ile türedi ve türemeye devam ediyor. bilinmezlik ışığında bize en yakın gelen fikre sarılıyor ve onu sahipleniyoruz. her insan bu kutsalı farklı farklı adlandırıyor.

peki neden çoğunluk annelerini ve babalarını gömerken, çok az bir insan grubu evlatlarını gömüyor? yaratıcı mı öyle talep etti? bir canla sınava mı tâbi tuttu? hayır. bozuk bir gen, mutasyona uğramış bir sperm, kalıtsal hastalıklar vs... tüm bunlar ilk canlının evrimleştiği gün de varlardı şimdi de varlıklarını sürdürüyorlar. doğaya baktığınız zaman her canlının çiftleşme imkanı olmadığını, dişilerin hayatta kalma olasılığı en fazla olan erkekleri seçtiğini ve bunlarla çiftleştiğini biliyoruz. peki neden? soylarını devam ettirme güdüsü. yaşamla buluşacak olan canlının hayatta kalma olasılığını arttırmak işte sebebi.